altmarius

cultură şi spiritualitate

Bazı balina ve yunus grupları kendilerine özgü lehçe, beslenme tarzı ve alışkanlıklara sahip –bunlar, bir zamanlar sadece insanlara özgü olduğu düşünülen kültürel farklılıklar.

Yazı: Craig Welch
Fotoğraflar: Brian Skerry

John Ford balina–bakışı görüntü peşindeydi. 1978’de bir yaz günüydü ve bir katil balina sürüsü İngiliz Kolumbiyası’nda, Vancouver Adası’ndaki çakıllı kumsala doğru hızla ilerliyordu. Genç biyolog, dalgıç giysileri içinde, şnorkeliyle bekliyordu. Ve denize girdi. Üç metreye ancak ulaşan suda yavaşlayan hayvanlar yan yatmışlardı. Yelpaze biçimli kuyruk yüzgeçleri titreşen balinalar, bedenleri kısmen suya gömülü hâlde kıvrılıp bükülmeye başladılar. Çam ağaçlarında sırtını kaşıyan boz ayılar gibi, her biri teker teker böğrünü ve karnını taşlara vuruyordu.

66 yaşındaki Ford, 40 yılı aşkın süredir en büyük yunus olan ve Cetacea takımının dişli balinalar olarak bilinen dalında yer alan katil balinaları inceliyor. Plaj sürtünmesi denilen bu olguyu defalarca görmüş. Neden böyle bir şey yaptıkları konusunda kesin bir şey söyleyemiyor. Bunun bir tür sosyal bağ kurma yöntemi olduğunu düşünüyor. Ancak daha önemli bir soru var: Orka da denilen katil balinalar neden böyle bir davranış sergiliyor da, onlara neredeyse tıpatıp benzeyen güneyli komşuları aynı şekilde davranmıyor?

Yaz ve sonbahar aylarında Kanada anakarası ile Vancouver arasında kalan içdenizlerde dolaştıkları için kuzey sakinleri olarak adlandırılan bu nüfusta plaj sürtünmesi rutin bir işlem. Güneydeki komşuları için öyle değil. Benim yaşadığım Washington Eyaleti sınırı civarında orkaların bu ritüeli gerçekleştirdiği hiç belgelenmemiş.

Washington’ın güney sakinleri adlı katil balinalarının kendi düzenleri var. Sualtı sürtünme ve seslenme partilerinden önce sıkı saflar hâlinde cepheleşerek “selamlama töreni” yapıyorlar. Bu, kuzeyde son derece nadir. Güney sakinleri bazı yıllar ölü somonları kafalarıyla iterek dolaşıyor. Kuzeyliler böyle bir şey yapmıyor. Ara sıra birbirlerine kafa atıyorlar. Ford, “Birbirlerine doğru yüzüp bir nevi çarpışıyorlar,” diyor.

İki popülasyon aynı kelime dağarcığıyla dahi konuşmuyor. Kuzey sakinleri, balondan kaçan hava gibi uzun, tiz, metalik sesler çıkarıyorlar. Güney sakinleri buna maymun ve kaz sesi de ekliyor. Perdeler ve tonlamalar, Ford’un deneyimli kulağına Mandarin ile Svahili kadar farklı geliyor.

https://natgeo.igte.ch/wp-content/uploads/2021/05/MM8632_180523__29853-F4-300x200.jpg 300w, https://natgeo.igte.ch/wp-content/uploads/2021/05/MM8632_180523__29... 630w, https://natgeo.igte.ch/wp-content/uploads/2021/05/MM8632_180523__29... 150w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /> MUHAFIZ BALİNALAR
Cook Adaları’nda, dişi kambur balina ve yavrusuna iki erkek eşlik ediyor. Erkekler, ileride çiftleşme umuduyla annelere muhafızlık yapıyor. Yavrular olasılıkla yırtıcılar tarafından duyulmaması için fısıltıya benzer kısık sesler çıkarıyor. Yetişkin erkekler gırtlaktan gelen kalın inlemeler, tiz haykırışlar ve çığlıklarla şarkı söylüyor.

Bunun dışında diğer açılardan kuzey ve güney sakinlerini birbirinden ayırt etmek olanaksız. Aylarca komşu denizleri işgal ediyorlar. Yayılım alanları çakışıyor. Dünya üzerinde çok çeşitli katil balina bulunmasına rağmen, kuzey ve güney balinaları neredeyse aynı genetiği paylaşıyor. Kuzey Pasifik’ten Antarktika’yı çevreleyen denizlere kadar, katil balinaların farklı beslenme tarzları var. Bazıları köpekbalığı, liman yunusu, penguen ve manta vatozuyla besleniyor. Ancak kuzey ve güney sakinlerinin her ikisi de balıkçıl ve çoğunlukla sadece tek bir türle besleniyor: Kral somon.

Aslında aynı yerden olan bu iki grup, genetik benzerliklerine rağmen nasıl bu kadar farklı konuşup davranabiliyor? Ford ve birkaç meslektaşı bu paradoksun ima ettiği şeyi yıllar boyunca ancak alçak sesle dillendirebilmişlerdi. Bu karmaşık sosyal varlıkların, sadece kalıtsal genetik içgüdülerle hareket ediyor olmama olasılığı var mıydı? Katil balinalar, ortamdan ve DNA’larından başka şeylerin de etkisiyle şekillenen benzersiz özellikleri mi gelecek kuşaklara aktarıyordu? Balinaların kendi kültürleri olabilir miydi?

Bu anlayış adeta bir hakaretti. Antropologlar eskilerden beri kültürü –bilgiyi sosyal olarak biriktirme ve aktarma yeteneği– sadece insana ait bir olgu olarak görüyorlardı. Ancak araştırmacılar, ötücü kuşların lehçeler öğrendiklerini ve bunları gelecek kuşaklara aktardıklarını tanımlamışlardı. Ford, katil balina gruplarının da aynı şeyi yapıyor olabileceğini öne sürmüştü. Ardından, dünyanın öteki ucunda ispermeçet balinası inceleyen biyologların bulgularını duymaya başlamıştı. Bazı balina türlerinin nasıl yetiştirildiklerine bağlı olarak farklı davrandıkları ve iletişim kurduklarına dair kanıtlar topluyorlardı.

Bugün birçok uzman, bazı balinalar ile yunusların da insanlar gibi farklı kültürlere sahip olduğu inancında. Bu olasılık, bazı deniz türlerinin nasıl evrimleştiği konusunda yeni bir düşünce tarzını harekete geçiriyor. Kültürel gelenekler, balina olmanın anlamında farklılıklar yaratarak genetik değişimleri tetikliyor olabilir. Bu düşünce aynı zamanda, bizi suda yaşayan bu hayvanlardan ayıran şeyin ne olduğu konusundaki bakış açımızı da yeniden şekillendiriyor. Öyle anlaşılıyor ki balina kültürü, kendimize dair eskimiş algıyı sarsıyor.

İnsan narsist bir tür. Tarih boyunca hayvanları kendi davranışlarımızın merceğinden görmekle herhangi bir şekilde benzer olduğumuzu reddetmek arasında gidip geldik. Bu durum özellikle balinalar için geçerli. Ya neredeyse insan olarak görülüyorlar ya da bize hiç benzemeyen canlılar olarak. Oysa ikisi de tamamen doğru değil.

https://natgeo.igte.ch/wp-content/uploads/2021/05/MM8632_180513__24190-300x200.jpg 300w, https://natgeo.igte.ch/wp-content/uploads/2021/05/MM8632_180513__24... 630w, https://natgeo.igte.ch/wp-content/uploads/2021/05/MM8632_180513__24... 150w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /> KLAN DİLİ
Karayipler’in Dominika Adası yakınlarındaki bir ispermeçet ailesi, kültürel olarak diğerlerinden farklı bir klanın parçası. Her klan, Mors koduna benzer tıklama kalıplarından oluşan bir lehçeyle iletişim kuruyor.

Balinalar yabancı bir ortamda yaşıyor. Bizimkine böylesine az benzeyen başka bir dünya hayal etmek olanaksız. Hayat dikey bir düzlemde geçiyor. Öyle karanlık ki, görme yeteneğinin değeri sınırlı. Tüm ilişkiler ses aracılığıyla kuruluyor.

Denizler altında çözdüğümüz sırlar, bize tahminimizden çok daha fazla benzeyen yabancıların varlığını ortaya çıkarıyor. Balinaların ittifakları, konuşmalarındaki giriftlik ve yavru bakımları ürkütücü şekilde tanıdık.

Hatta bazıları yas tutuyor. 2018’de Tahlequah adıyla bilinen güney sakinlerinden bir katil balina, doğduktan kısa bir süre sonra ölen yavrusunun bedenini 17 gün boyunca burnuyla iterek dolaşmıştı. Washington’da, deniz canlılarını bilim ve eğitim yoluyla korumayı amaçlayan bir üniversite programını yöneten Joe Gaydos, “Biliminsanları, hayvan davranışını tanımlarken mutlu, üzgün, oyunbaz, kızgın gibi duygusal terimler kullanmaktan yıllarca şiddetle kaçındı,” diye yazıyor. Oysa Gaydos ve birçok balina biyoloğu, Tahlequah’ın davranışının keder göstergesi olduğuna inanıyor.

Yaşadığım yere altı kilometre mesafedeki Puget Boğazı’nda, güney sakini üç katil balina sürüsü yılın bir bölümünü sıkışık düzende dolaşarak geçiriyor. Bu balinaların ne gibi sırları olabilir?

Biliminsanları, balinaların birçok eyleminin yaşıtlardan ve yaşlılardan öğrenilmiş olması gerektiğinin uzun zamandır farkında. Bir canlının beden şeklini ve işlevini, temel özelliklerine ve davranışlarına dair talimatları kodlayan genler belirler. Sosyal öğrenme ise genel geçer bilgidir, hayvanların etrafındakilerin bildiği şeyleri öğrenmesini sağlayan sinirsel bağlantıların gelişimidir. Biliminsanları kültürün, davranışların sosyal olarak öğrenilip geniş çapta paylaşılması ve süreklilik gerektirdiği konusunda genel olarak hemfikir. Hayvan grupları birden fazla öğrenilmiş davranışı aktarırken, türlerinin diğer bireylerinden tamamen farklı alışkanlıklar geliştirebiliyorlar. Bir örnek vermek gerekirse, atıcılık yeteneği genetiktir. Ancak falsolu top atmak sosyal öğrenme gerektirir, kriket yerine beysbol oynamak ise kültürdür.

https://natgeo.igte.ch/wp-content/uploads/2021/05/NGSF000003_190127__64061-300x200.jpg 300w, https://natgeo.igte.ch/wp-content/uploads/2021/05/NGSF000003_190127... 630w, https://natgeo.igte.ch/wp-content/uploads/2021/05/NGSF000003_190127... 150w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /> BEBEK BALİNA
Biliminsanlarının Hope adını verdiği ispermeçet balinası yavrusu bir sargassum birikintisinde dinleniyor. Canopener adlı bir yetişkinden meme emiyor ama bu onun Hope’un annesi olduğu anlamına gelmiyor. Her ispermeçet balinası sosyal birimi, yavrulara farklı biçimde bakıyor. Bazılarında teyzeler ve büyükanneler de yavruları emziriyor. Ya da bir dişi iki yavruyu birden emziriyor, üstelik ikisi de kendisinin olmasa dahi… 

Tehlike, kültürle zekâyı karıştırmakta. Biliminsanları, zekânın kültür için gerekli bir öge olup olmadığı konusunda hemfikir değil. Sosyal öğrenme hayvanlar âleminde yaygın olarak görülürken, sadece “akıllı” olduğunu düşündüğümüz canlılara (balinalar, primatlar, kargalar, filler) özgü değil. Ancak zeki olmanın yararı olduğu kesin. Cetacea takımının öğrenme kapasitesi çok öncelerde ilgimizi çekmeye başladı. Yıllarca deniz parklarını doldurduk, dev havuzlarda şarkı söyleyen ya da çemberden atlayan katil balinaları, beyaz balinaları ve şişeburunlu yunusları alkışladık. Becerilerini sergilemeye çalışan bu zayıf girişimler, yeteneklerini yüzeysel olarak gösteriyor. 

Bazı balinalar arasında zekâ, sosyal hayvanların genel geçer bilgiyi geniş alanlara yayması sonucu kültüre verilmiş evrimsel bir yanıt dahi olabilir. Kültürün var olması için, bireylerin bazı şeyleri yapmanın yeni yollarını bulması ve bunların akranları arasında paylaşılması gerekiyor. Ve balinalar kurnaz mucitler olabiliyor. 1990’ların sonlarında Alaska açıklarında aç dolaşan ispermeçet balinaları karınlarını doyurmanın yeni yollarını bulmuşlardı: Ticari balıkçı teknelerinin paraketalarından siyah morinaları çekip alıyorlardı. Sualtı kameraları kullanan biliminsanları, bir balinanın dev çenesiyle paraketa iplerinden birini nazikçe kavrayışını, balıklardan biri kancadan kurtulana kadar ağzını ip boyunca kaydırarak titreşim yarattığını kaydetmişlerdi. Daha önce nadir rastlanan bu uygulama hızla yayıldı. 1980’de Maine Körfezi’ndeki bir kambur balinanın da farklı tarzda avlandığı görülmüştü. Kum mızrağı sürülerinin yön duygularını kaybetmesini sağlamak için etrafında hava kabarcıkları yaratmadan önce kuyruğuyla suyun yüzeyine vuruyordu. Bu davranış yeniydi. Nasıl bir yararı olduğu bilinmiyor, ancak biliminsanları 2013’e dek en az 278 balinanın bu şekilde avlandığını belirlemişti. 

Biliminsanları uzun yıllar boyunca hayvanlarda yaygın, uzun süreli ve kuşaklar arası paylaşım yapma yetisi olmadığını düşünmüşlerdi. Bu anlayış 1953’te değişmeye başladı. O yıl, İmo adıyla anılan genç bir makak, Japonya’nın Koşima Adası’ndaki bir derede tatlı patates yıkarken görülmüştü. Daha önce adanın makakları yiyeceklerindeki toprağı silmekle yetiniyorlardı. Kısa süre sonra, yiyeceklerini yıkayan onlarca makak belgelenmişti.

1999’da, St. Andrews Üniversitesi’nde (İskoçya) bilişsel bilimci olarak görev yapan Andrew Whiten, Jane Goodall’ın da aralarında bulunduğu primat uzmanlarıyla birlikte dönüm noktası niteliğinde bir makale yayımladı. Şempanzelere dair birçok geleneğin –tımar, aletle yemiş kırma, sopayla termit tepeciklerini dürtme– bazı şempanze topluluklarında görüldüğünü bazılarındaysa hiç görülmediğini belirttiler. Whiten, “Bir şempanzeyi uzun süre izler ve davranışlarını gözlemlerseniz, nereli olduğunu büyük olasılıkla anlarsınız,” diyor. İnsan kültürünü tanımlama biçimimiz de genelde insan davranışlarını izlemekten geçiyor.

Ancak herkes ikna olmuş değil. Kimi araştırmacılar, bu davranışların bazılarının genetik ve çevresel değişkenler sonucu ortaya çıkmış olabileceğini öne sürüyor. Şempanzelerin hepsi aynı alttürden değildi. Gine kıyılarından, 4 bin 500 kilometre uzaktaki Uganda’ya kadar yayılımları vardı. Bazı insanlar bu mesafenin, ekolojik farklılıkların primatların faaliyetlerini etkilemeye yetecek kadar uzak olabileceğinin altını çiziyor.

https://natgeo.igte.ch/wp-content/uploads/2021/05/MM8632_180523__29853-F4-1-300x200.jpg 300w, https://natgeo.igte.ch/wp-content/uploads/2021/05/MM8632_180523__29... 630w, https://natgeo.igte.ch/wp-content/uploads/2021/05/MM8632_180523__29... 150w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /> YENİDEN GÜVENME
Canopener ile Hope, baş araştırmacı Shane Gero’nun Digit adını verdiği bir dişi ispermeçet balinasıyla (sağdaki) yüzüyor. Sütten kesildikten sonra, bir balık ipi Digit’in kuyruğuna öyle sıkı dolanmıştı ki kuyruğunu koparma tehlikesi yaratmıştı. Yemek için dalamayan veya dalmak istemeyen Digit yeniden emmeye başlamıştı. Nihayet özgür kalan Digit, yeniden dalmaya ve kalamarla beslenmeye geri dönüş yaptı.

Yine de yabanıl hayvan davranışları ve grup kültürü üzerine insana daha az odaklı yeni bir düşünce tarzı kök salmaya başlıyordu.

 “Hey! İşte tam orada!” diye bağırıyor Shane Gero ve saymaya başlıyor. Sekiz ispermeçet balinası, Karayipler’in kobalt mavisi sularına yarı gömülü hâlde iskele tarafımızda beliriyor. Tunç grisi bedenleri pürüzsüz ve silindirik. Köşeli dev kafalarının derinliklerine oksijen çekmek için yüzeye çıkmışlar. Birazdan geri dalıp bu havanın bir miktarını sohbet etmek için kullanacaklar.

Dominika açıklarında 12 metrelik bir yelkenlideyiz. Ufak ülkenin yağmurlu dağları, fırtınaları engelleyip derin rüzgâraltı sulara durgunluk sağlayarak ispermeçet balinalarını incelemek için ideal koşullar yaratıyor. Ve Gero, belki de tarihte ispermeçet balinası ailesini yakından en fazla inceleyen kişi.

Dünyanın farklı ülkelerinde, üniversitelerde konuk profesör olarak görev yapan Gero, dev hayvanları incelemek için 2005’ten bu yana bu ışıltılı sargassum ve sprey girdabına geliyor. Onlarda barışçıl ve oyunbaz hayvanlar görüyor. Onlarcasını görünüşlerinden tanıyor. Tekneye yaklaşarak araştırmacılarla oyun oynadıktan sonra Gero’nun mürettebatını gözlemek için yan yatan Canopener var. İçinden geçtiği balıkçılık donanımlarının kuyruğuna kement gibi dolanarak kopma tehlikesi yaratması ve beslenmek için denize dalmasına engel olması nedeniyle ölümden dönen Digit var.

Gero, tanıdığı balinaların yerel “ada uzmanları” olduğunu söylüyor. Dominika açıklarında sualtı kanyonlarından geçtikleri sırada takip ediyor onları; uyurken, doğum yaparken, emzirirken, ilk dalışlarını yaparken, kuzenleriyle oynarken, ölümleri sırasında izliyor. Çoğu denizaltının inmeyeceği derinliklerde yüzerlerken seslerini kaydediyor.

https://natgeo.igte.ch/wp-content/uploads/2021/05/NGSF000003_180826__46031-300x200.jpg 300w, https://natgeo.igte.ch/wp-content/uploads/2021/05/NGSF000003_180826... 630w, https://natgeo.igte.ch/wp-content/uploads/2021/05/NGSF000003_180826... 150w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /> BESLENME STRATEJİSİ
Alaska açıklarında ekip hâlinde hareket eden kambur balinalar, hava kabarcıklarından yön şaşırtıcı bir perde oluşturarak ringa balıklarının etrafında dönüyor, sonra ağızları açık olarak aşağıdan yükseliyor. Bu yenilik, birbiriyle bağı olmayan kambur balina grupları arasında gelişmişti, ancak şimdilerde yaygın olarak benimsenen bir uygulama.

Ancak bugün, denizde geçen bir haftanın ardından uyandığımızda yerlilerin gittiğini ve yerini etrafımızda denizi kabartarak dolaşan sekiz yabancının aldığını görüyoruz. Gero’yu hiç bu kadar heyecanlı görmemiştim. Hidrofon denilen sualtı kayıt cihazlarını suya salmaları için öğrencilerine sesleniyor. Balinaları parmak izi misali tanımaya yarayan kuyruklarının dalış yaptıkları sırada fotoğrafını çekmek üzere makinelerini hazırlamaları için onları uyarıyor.

Yeni balinalar hemen hiç tanımadığı hayvanlar; ikinci bir balina grubunun üyesi gezgin bireyler. Arada müdavim balinalarla alan paylaşıyorlar ama asla etkileşime girmiyorlar. Bana göre zarif ve görkemliler ama dün gördüğümüz yerel balinalardan pek de farklı değiller. Oysa Gero’ya göre onlar, Dominika’nın paralel balina geleneklerine ev sahipliği yaptığının açık kanıtı; çiftçiler ile göçebe avcı–toplayıcılar kadar farklı iki kültür.

Devamını, National Geographic Türkiye Mayıs 2021 sayısında okuyabilirsiniz. 

Vizualizări: 4

Adaugă un comentariu

Pentru a putea adăuga comentarii trebuie să fii membru al altmarius !

Alătură-te reţelei altmarius

STATISTICI

Free counters!
Din 15 iunie 2009

200 state 

(ultimul: Micronesia)

Numar de steaguri: 264

Record vizitatori:    8,782 (3.04.2011)

Record clickuri:

 16,676 (3.04.2011)

Steaguri lipsa: 42

1 stat are peste 660,000 clickuri (Romania)

1 stat are peste 100.000 clickuri (USA)

1 stat are peste 40,000 clickuri (Moldova)

2 state au peste 20,000  clickuri (Italia,  Germania)

1 stat are peste 10.000 clickuri (Franta)

6 state au peste 5.000 clickuri (Olanda, Belgia, Marea Britanie, Canada, UngariaSpania )

10 state au peste 1,000 clickuri (Polonia, Rusia,  Australia, IrlandaIsraelGreciaElvetia ,  Brazilia, Suedia, Austria)

50 state au peste 100 clickuri

16 state au un click

Website seo score
Powered by WebStatsDomain

DE URMĂRIT

1.EDITURA HOFFMAN

https://www.editurahoffman.ro/

2. EDITURA ISTROS

https://www.muzeulbrailei.ro/editura-istros/

3.EDITURA UNIVERSITATII CUZA - IASI

https://www.editura.uaic.ro/produse/editura/ultimele-aparitii/1

4. PRINTRE CARTI

http://www.printrecarti.ro/

5. ANTICARIAT ALBERT

http://anticariatalbert.com/

6. ANTICARIAT ODIN 

http://anticariat-odin.ro/

7. TARGUL CARTII

http://www.targulcartii.ro/

8. MAGAZINUL DE CARTE

http://www.magazinul-de-carte.ro/

9. ANTICARIAT PLUS

http://www.anticariatplus.ro/

10. CARTEA DE CITIT

http://www.carteadecitit.ro 11. ANTICARIAT ON-LINE
http://www.carti-online.com/

12. ANTICARIATUL DE NOAPTE

 http://www.anticariatuldenoapte.ro/

13. ANTICARIATUL NOU

http://www.anticariatulnou.ro

14. ANTICARIAT NOU

https://anticariatnou.wordpress.com/

15. ANTICARIAT ALEPH

https://www.anticariataleph.ro/

16. ANTIKVARIUM.RO

http://antikvarium.ro

17.ANTIKVARIUS.RO

https://www.antikvarius.ro/

18. ANTICARIAT LOGOS

http://www.anticariat-logos.ro/

19. ANTICARIAT.NET

http://www.anticariat.net/informatii-contact.php

20. TIMBREE

www.timbree.ro

21. FILATELIE

 http://www.romaniastamps.com/

22 MAX

http://romanianstampnews.blogspot.com

23. STAMPWORLD

http://www.stampworld.com

24. LIBMAG

https://www.libmag.ro/oferta-carti-polirom/?utm_source=facebook-ads-7-99-polirom&utm_medium=banner-facebook&utm_campaign=7-99-polirom-facebook&utm_content=new-3

25. DAFFI'S BOOKS

https://www.daffisbooks.ro 26. MAGIA MUNTELUI

http://magiamuntelui.blogspot.com

27. RAZVAN CODRESCU
http://razvan-codrescu.blogspot.ro/

28.RADIO ARHIVE

https://www.facebook.com/RadioArhive/

29.NATIONAL GEOGRAPHIC ROMANIA

https://www.natgeo.ro/revista

30. SA NU UITAM

http://sanuuitam.blogspot.ro/

31. MIRON MANEGA
http://www.certitudinea.o

32. CERTITUDINEA

www.certitudinea.com

Anunturi

Licenţa Creative Commons Această retea este pusă la dispoziţie sub Licenţa Atribuire-Necomercial-FărăModificări 3.0 România Creativ

Note

Hoffman - Jurnalul cărților esențiale

1. Radu Sorescu -  Petre Tutea. Viata si opera

2. Zaharia Stancu  - Jocul cu moartea

3. Mihail Sebastian - Orasul cu salcimi

4. Ioan Slavici - Inchisorile mele

5. Gib Mihaescu -  Donna Alba

6. Liviu Rebreanu - Ion

7. Cella Serghi - Pinza de paianjen

8. Zaharia Stancu -  Descult

9. Henriette Yvonne Stahl - Intre zi si noapte

10.Mihail Sebastian - De doua mii de ani

11. George Calinescu Cartea nuntii

12. Cella Serghi Pe firul de paianjen…

Continuare

Creat de altmariusclassic Dec 23, 2020 at 11:45am. Actualizat ultima dată de altmariusclassic Ian 24.

© 2021   Created by altmarius.   Oferit de

Embleme  |  Raportare eroare  |  Termeni de utilizare a serviciilor